Fırat: Öcalan’la görüşme konusunda siyasi irade olursa hukuki engel yok

Komisyon’un DEM Parti’li üyelerinden Celal Fırat, Önder Apo ile görüşme konusunda hukuki bir engel bulunmadığını, siyasi iradenin kararlılık göstermesinin yeterli olacağını söyledi.

ÖNDER APO'YLA GÖRÜŞME

DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, kalıcı ve onurlu bir barış için çözümün muhatabıyla doğrudan temasın kaçınılmaz olduğunu vurgulayarak, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un süreci dış dinamiklere bağlayan açıklamalarını eleştirdi. Yeni yasama döneminde geçiş yasaları, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve tutuksuz yargılama gibi başlıklarda somut adımlar beklediklerini kaydeden Fırat, Komisyon’un İmralı’ya gitmesinin önünde hukuki bir engel bulunmadığını vurguladı. 

Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Üyesi DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, ANF’nin sorularını yanıtladı. 

Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarında Sayın Abdullah Öcalan’la doğrudan bir temas kurulması gerektiğini DEM Parti olarak savunuyorsunuz. Bu talebinizin karşılık bulması için ne tür bir siyasi zemin veya hukuki çerçeve öngörüyorsunuz? Komisyon’un bu yönde bir iradesi ya da hazırlığı var mı?

Bizim için kalıcı ve onurlu bir barışın en temel koşullarından biri, bu sorunun muhatabıyla doğrudan görüşme yapılmasıdır. Sayın Abdullah Öcalan’ın çözüm konusunda bugüne kadar ortaya koyduğu iradeyi kimse inkâr edemez. Komisyon’un sağlıklı ilerleyebilmesi için bu iradeyi görmesi gerekir. Aslında bunun önünde herhangi bir engel yoktur, Cumhur İttifakı’nın kimi sözcülerinin basına da yansıyan görüşleri arasında; Komisyon’dan 3-4 kişilik bir heyetin İmralı’yı ziyaret etmesinde herhangi bir sakınca olmayacağı yönünde. Bunun için bir hukuki düzenlemeye ihtiyaç yok, siyasi iradenin kararlılık göstermesi yeterli. Biz de DEM Parti olarak bu kararlılığın sergilenmesi için çabamızı sürdürmeye devam ediyoruz.

Yeni Şafak gazetesinin (AKP’nin yayın organlarından), DEM Parti’nin bu talebiyle Komisyon’un işleyişini baltalamakla suçlamasının çözüm süreci açısından anlamı nedir?

Tüm siyasi kesimlerin yaptığı değerlendirmeler kadar bazı basın organları da kendi durdukları noktalardan bu süreci değerlendirmektedir. Yeni Şafak’ın yayın politikasının hükümete yakın olduğunu biliyoruz. Kendini muhalif olarak gören bazı basın-yayın organları da süreci cepheden hedef almaktadır. Lakin biz DEM Parti’li Komisyon üyeleri olarak halkımızın onurlu barışta ne kadar ısrar ettiğinin bilincindeyiz. Yaptığımız tüm çalışmalarda barışın ve çözümün dilini kullanmaktayız. Kamuoyundan takdir gören de bu dildir.

Savaşın acısını çekmeyenler, bedel ödemeyenler, barışın kıymetini maalesef bilemezler, bizler her koşulda halkımızın da yıllardır özlemini duyduğu onurlu barış, halkımızın gasp edilen haklarının iadesi için mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu süreç hangi kesimler tarafından hedef alınırsa alınsın, onlara karşı da mücadelemizi yürüteceğiz. Yeni Şafak gibi yayın yapanlar artık barışın dilini esas almalıdır. Konunun etrafında dolanmaktansa biraz esasa eğilmek herkes için faydalı olacaktır kanaatindeyiz. Çözümün muhatabını, baş aktörünü görmezden gelmek, İmralı ile görüşülmesini süreci baltalamak olarak nitelendirmek, Komisyon’a var olan desteği aşağı çeker. Eğer ortada siyasi bir çözüm iradesi varsa bu tartışmaları bitirecek basiretli adımları bir an önce atmalıdır.

Sayın Tuncer Bakırhan, Suriye’deki gelişmelerin Türkiye’deki çözüm sürecinin önüne bir set olarak konulmaması gerektiğini ifade etti. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ise PKK’nin Suriye dahil tüm unsurlarıyla silah bırakmasını sürecin yasama aşamasına geçilmesi için ön koşul olarak sundu. Türkiye’nin iç barış süreci neden dış dinamiklere bağlanıyor?

Sayın Tuncer Bakırhan’ın dediği gibi, Suriye’deki gelişmelerin Türkiye’nin iç barışı için bir şart olarak öne sürülmesini doğru bulmuyoruz. TBMM Başkanı’nın Suriye’deki tüm yapıların silah bırakmasını ön koşul olarak öne sürmesi, süreci oyalama ve tıkamaya sürükleyecek bir risk taşımaktadır. Türkiye’de iç barışı tahkim etmeyi dış dinamiklere bağlamak doğru bir yaklaşım değildir. Bu çözümü geciktirir, ağırlaştırır, çıkmaza sürükleyebilir. Biz iç barışın Türkiye halklarının ortak çıkarı olduğunu düşünüyoruz ve bu nedenle Suriye’deki sorunlarından bağımsız ele alınması gerektiğini söylüyoruz.

DEM Parti olarak yeni yasama döneminde Kürt meselesinin çözümüne dair hangi somut adımların atılmasını bekliyorsunuz? 

Geçen yıl 1 Ekim’de Meclis’in açılışıyla birlikte Sayın Devlet Bahçeli’nin uzattığı elin somut karşılığı Sayın Abdullah Öcalan’ın örgütün silahlı mücadelesini sonlandırması olmuştur. Bu yıl da Sayın Cumhurbaşkanı’nın tokalaşma ve parti başkanları ile görüşme yapması sürecin devam edeceğine delalettir. Artık görev Meclis’tedir. Yeni yasama döneminde öncelikli beklentimiz, entegrasyon yasalarının acilen gündeme alınması. Geçiş Dönemi Yasası, İnfaz Kanunu, TMK, TCK ve CMK değişiklikleri öncelikli olarak ele alınmalıdır. Hasta tutsaklar ve infazı ertelenenler de hakeza. Kayyum uygulamalarına son verilmesi ve görevden alınan bütün seçilmişlerin görevlerine iade edilmesi, tutuksuz yargılama gibi hususlar, atılması gereken güven artırıcı adımlardan olacaktır. Atılacak bu adımlar bizim için çözüm sürecini güçlendirecektir.