GÖRÜNTÜLÜ

Saint-Avold’daki halk toplantısında ulusal birlik vurgusu öne çıktı

Fransa’nın Saint-Avold kentinde düzenlenen halk toplantısında konuşan Şêx Murşîd Xeznewî, “Kürtler artık politiktir; birlik ve ittifakla büyük kazanımlar elde edeceğiz. Halkımız kazanımlarını korumak için her zaman yanında olmalıdır” dedi.

Fransa’nın Saint-Avold kentinde Demokratik Kürt Toplum Merkezi ve CÎK’e bağlı Saint-Avold Camisi ortaklığında halk toplantısı düzenlendi. Önder Apo’nun “Demokratik Toplum Çağrısı” ile Rojava’daki son durumun ele alındığı toplantı, Kürdistan Özgürlük Şehitleri anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başladı.

Toplantının konuşmacısı Şêx Murşîd Xeznewî oldu. Xeznewî, Önder Apo’nun “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısıyla başlayan sürecin başarısının, Kürt halkının güçlü bir şekilde bu çağrıyı sahiplenmesinden geçtiğini ifade etti.

‘ROJAVA TEHDİTLERE KARŞI HAZIR’

Şêx Murşîd Xeznewî, son dönemde hem geçici Şam hükümeti hem de Türk devleti tarafından Rojava’ya yönelen tehditlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kürt halkının her zaman diyalogdan yana olduğunu vurgulayan Xeznewî, Suriye’nin geleceğinin ancak farklılıkların tanınması ve diyalog yoluyla mümkün olacağını söyledi.

Xeznewî şöyle konuştu: “Gerek Türkiye sınırında olsun gerek şu anki hükümet olan HTŞ ve ortakları, Rojava’nın etrafında sürekli tehdit mesajları veriyor. Verdikleri mesajlar halkımıza güven verici değil; toplumumuzu rahatlatacak, Suriye’nin geleceği için diyalog ve birlik içinde ortak zemin hazırlayacak mesajlar değil. Şimdiye kadar yayınladıkları mesajlarla sürekli tehdit savuruyorlar. Halkımız bu konuda kendine güvenmeli. Bugün Rojava’da siyasi bir ittifakımız var; ayrıca büyük bir konferans yapıldı. Kürtlerin bütün partileri, renkleri ve Suriye’nin farklılıkları bu konferansa katıldı. Uluslararası güçler de burada bir araya geldi. Bizim askeri gücümüz de hazırlık içindedir. Şüphesiz ki savaş istemiyoruz. Kürt halkı tarih boyunca sürekli bir direniş içinde olmuş ve hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmamıştır. Ancak tehditlere karşı halkını ve kazanımlarını korumaya da hazırdır. Genç kızlarımız ve erkeklerimiz, şimdiye kadar nasıl direndiyse, haksızlığa karşı kendini nasıl savunduysa, elbette olası bir tehdide karşı da hazırdır. Bu nedenle Rojava’nın durumu şu an için oldukça iyidir. Her şeye hazır olmalıyız, her şeyin hesabını yapmak zorundayız. Eğer halkımıza saldırı olursa, askeri gücümüz toprağını, halkını ve şerefini savunmakta tereddüt etmeyecektir. Halkımız da her zaman bu gücün etrafında olmalı, onlara güvenmeli ve sürekli onlara karşı umudunu korumalıdır.”

‘KÜRT İTTİFAKIYLA BÜYÜK KAZANIMLAR ELDE EDECEĞİZ’

Kürtlerin artık geçmişteki gibi olmadığını, kendi geleceklerine dair söz kuracak bir konumda olduklarını belirten Şêx Murşîd Xeznewî, sözlerini şöyle sürdürdü: “Eskiden bizim için pek çok ferman yazıldı. Zorlu günler geçirdik, işkenceler gördük. Ancak bugün Kürtler politiktir. Kürt gençleri, kadın-erkek her yerdeler, her yerde iş yapıyorlar. Politika üretiyorlar, Kürtler için bir gelecek yaratıyorlar. Bugün bizim için eksik olan Kürdistanî ittifaktır. O ittifak vücut bulunca çok büyük bir iş yapmış olacağız. Bugün Kürtlerin dostu var. Ancak Kürtlerin kendi içinde de bir şeyler yapmaları gerekiyor. Bu ittifakın kurulması halinde büyük bir kazanç elde etmiş oluruz. Kürtlerin sözüne ulus devletler de kıymetle yaklaşıyorlar. Bugün lazım olan, Kürtlerin kendi içerisinde birlik sağlamasıdır. Kürt ittifakına dair böyle büyük bir umut bugüne kadar hiç olmadı.”

‘DİN ALİMLERİNİN ROLÜ ÇOK ÖNEMLİ’

Kürt ittifakının kurulmasında din alimlerinin önemli bir rol oynayacağını söyleyen Xeznewî, şu ifadeleri kullandı: “Herkes kendi hakkının farkında olmalı. Bir hak üzerine başka bir hakkın hesabı yapılmamalı. Şêx olsun, din alimi olsun bu meseledeki roller çok önemlidir. Halkın aklındaki sorulara cevap olacak, onlara umut verecekler onlardır. Bugün de halka gösterdik, halk ile iletişim halindeyiz. Bu bizim en doğal hakkımızdır. Farklı inançlara sahip, dinlere mensubuz. Hatta kendi içimizde de farklı ideoloji, görüşleri benimsemiş olanlarımız mevcut. Ama her şeye rağmen birbirimizi kabul etmemiz gerekiyor. Birbirimizi kabul etmek ‘Sen de benim gibi olacaksın’ manasına gelmez. Benim nasıl haklarım varsa senin de var, anlamına gelmektedir. Bir arada yaşamı kurmamız şarttır.”