Ulus-devletlerde mekân kullanımı, bir güç göstergesi ve “fetih” simgesi olarak ortaya çıkar. Devletler, işgal ettikleri ve sömürgeleştirdikleri mekânlarda kendilerine ait simgeler, semboller bırakarak, buraların kendi işgal alanları olduğunu belirtirler.
Kürdistan coğrafyasında, özellikle Türk devletinin işgali altında bulunan yerlerde, neredeyse her kentte bir “Atatürk”, “Cumhuriyet” meydanı vardır. Bakur’un her dağında “Ne mutlu Türküm diyene”, “Her Türk asker doğar” gibi çok sayıda yazı bulunur. Bunların yanı sıra, Kürdistan’ın kendi mimarisinin aksine, Türk devleti Kürdistan’ın her şehrini kendi istediği şekilde dizayn etmiş, sömürgeci anlayışına göre sembol ve simgelerle doldurmuştur.
Tutsak yazar Ramazan Çeper, son kitabı “Mekansal Irkçılık” ile, dünyadaki örneklerini de ele alarak, Kürdistan’daki sömürgeci anlayışın mekân üzerinden nasıl bir asimilasyon ve baskı politikası izlediğini yazdı. Alanında tek olan ve Aram Yayınları tarafından yayımlanan kitap, Kürdistan’ın mekânsal olarak nasıl bir işgal altında olduğunu da ortaya koyuyor.

‘MEKANSAL DAVRANIŞLAR İNSANIN İMAJLARINI ETKİLER’
Mekânın insanın hareketlerini yönlendirdiğini ve insanın mekâna göre şekillendiğini ifade eden Çeper, sembollerin ve simgelerin anlamları ile Kürdistan’da uygulanan farklı bir ırkçılık türünü ANF’ye değerlendirdi.
“İnsan, mekânda varlık bulur ve mekân kendini tanımlar. Hiçbir şey, mekân kadar insanla etkileşim halinde değildir. Mekân, insanı kuşatır; bedeni ve hareketleri yönlendirir. İnsan davranışları, belirli bir fiziksel ve sosyal çevrede oluşur” diyen Çeper, sözlerine şöyle devam etti:
“İnsan zihni, beden ve duyuların algıladığı mekâna tepki verir. Kişi, yaşadığı çevreyi, mahalleyi, kenti ve onun fiziksel yapısını anlamlandırmakta, seçmekte ve zihninde örgütlemektedir. Mekânın kimliği, o mekânı belirleyen özelliklerin tümüdür. Mekânsal davranışlar, insanın mekâna ilişkin imajlarından etkilenir. Bunları oluşturan da mimari yapının dışında, işaret ve sembollerdir. Biz bunlara ikonolojik ve semiyotik göstergeler diyelim.
Sembol, belli bir düşünceyi ve olguyu ifade etmek için kullanılır. İşaret ise bir düşünceden çok, bir hareketi ya da eylemi ifade eder. İşaretler, hâl ve gidişi; semiyotik hareketleri yönlendirir. Sembol ise bir gösterge işlevinden çok, bir anlam paketçiğidir ve ikonolojiktir.
Mekân, ikonolojik simge ve değerlerle tanımlanır. Hem işaretler hem de semboller, görünür olmak için imal edilir. Bedenler, imgeler, işaretler ve semboller aracılığıyla mekânla etkileşir.
Ancak sembol, daima bir duygusal yatırım nesnesidir; bir kültüre, ideale ya da ideolojiye dayanır. Sadece makro anlamda mekân değil, mikro düzeydeki sosyal ilişki ve etkileşimlerde kullanılan pek çok sembol de bir ideolojiye tekabül eder ve bu ideolojinin temsil öğeleriyle etkileşime girersiniz.”
‘GÜNDELİK HAYATTA KULLANILAN BİRÇOK SİMGE VE SEMBOL, DİNİ SEMBOLLERE DAYANIR’
Mimari anlamda sembol ve simgelerin çok fazla kullanıldığını ve bunların aslında dinsel-ideolojik yaklaşımlardan doğduğunu belirten Çeper, Kürdistan’da gündelik hayatta kullanılan birçok sembol ve simgeyle ilgili şunları söyledi:
“Örneğin, çalışmada hiç değinmediğim ve yaşamın bütün alanlarında insanların sürekli etkileşim hâlinde olduğu kimi mikro sembollere bakalım. Mimari alanda kullanılan sembol ve süslemelerden; duvar, bahçe, çit, kapı ve pencere süslemelerinin ağırlıklı bir kısmı ya Yahudilik inancının dini sembollerine ya da Hristiyanlığın apostolojisine dayanır. Bu sembollerden bazı örnekler vermek gerekirse:
ﻭﻭ Ucu kıvrımlı ve çengel ucuna benzeyen sembol, Hristiyanlıkta Tanrı; Yahudilikte ise “reş” olarak tanımlanır. Reş, İbrani alfabesinde “baş” anlamına gelmektedir ve Yehova’yı temsil eder.
ღღ Kalp ya da kupa olarak bilinen bu sembol, ikili reş’tir ve baba ile oğulu, yani Mesih ile Tanrı’yı temsil eder. Bütün süslemelerde karşımıza çıkar. Bilhassa kapı ve pencere şişlerinde çok kullanılır.
ﻮﻮﻮArapça’da “waw” harfine benzeyen bu üçlü sembol, baba, oğul ve kutsal ruhu temsil eder. Özellikle mobilya süslemelerinde, ev içi dekorasyonlarda ve pencerelerin önüne yapılan şişlerin kıvrımları olarak kullanılır.
ﻮﻡ Baba ve oğul, ba tanrı ve oğlunu sembolize eder ve özellikle evleri çevreleyen duvarların üzerinde, şişlerin biçiminde karşımıza çıkar.
Ͳ Meyveli ikili reşlerdir. Kapı ve pencere süslemelerinde çok sık kullanılır.
₱₱ Helejonik semboller hem mekân hem de iç mimaride sıkça kullanılan krişman reşlerdir. Ahşap mobilyaların üst desenlerinde ve halı desenlerinde, hatta kumaşların desenlerinde de kullanılır.
ꟼ Yehova’nın sembolüdür.
± İsa Tanrı
ᲯᲯ Yehova’nın oğlu
ꓽꓸꓽ Oğul ve baba tanrı
Ӝ Tanrı İsa Mesih
Ჯ İsa’nın Yunan monogramı
Ϯ Tanrı
ꭕ Mesih
Ayrıca baston başları da reş’tir. Mimari süslemelerde kullanılan atın boynu, aslanın kuyruğu da reş şeklindedir. Koç başları ise hem Yahudilikte hem de Hristiyanlıkta kullanılır.
Bunlar haricinde, müzik notalarının tümü Hristiyan apostolojisine ait reşlerden oluşur. Ölçülü müzik işaretleri, 1338’de Paris Piskoposluk Meclisi üyesi Jean de Murris tarafından icat edilir. Geleneğe sadık kalınarak, ölçülü müzik işaretlerini temsil etmek için modernlerin “profan” olarak adlandırdığı “kutsal kısaltmalar” kullanılmıştır.
Yine, bütün oyun kartları da sembollerle oluşturulmuştur. Sinek, üç yapraklı yoncayı ya da kutsal üçlemeyi; kupa, ikili reşi ya da baba oğul birliğini temsil eder. Maça papazın tacı, düz çizgi şeklindeki ikili reş serisini destekleyen diyagramın işaretleriyle çevrelenmiştir. Saçları ve sakalı sarmal reştir. Göğsünde ise Mesih’in on kemerli halesi vardır.
“Rachel” adındaki karo kızının tacındaki üçlü reşler, baba-oğul-kutsal ruh sembolleridir. Sinek kızının tacı da üçlü reşlerle süslenmiştir. Sinek valesinin saçları sarmal reşlerdir; göğsünde ise Mesih’in haleli başı yer alır.”
‘NOKTALAMA İŞARETLERİ DİNSEL İDEOLOJİNİN SEMBOLLERİNDEN SEÇİLMİŞTİR’
Gündelik hayatta yazı yazarken kullandığımız noktalama işaretlerinin de dinsel ve ideolojik yaklaşımlarla ortaya çıktığını dile getiren Çeper, şunları ifade etti:
“Günlük yazılarda kullandığımız noktalama işaretlerinin tümü, yine dinsel ideolojinin sembollerinden seçilmiştir. Tanrı’nın kısaltması (?) soru işaretine; paragraf işaretinde ‘s’, satırbaşlarında ‘q’, paranteze, ikili reş ise tırnak işaretine (“) uygulanmıştır. Kesme işareti ve virgül yerine reş (,) kullanılmıştır. İki nokta üst üste, diyagramdaki reşten (:) oluşurken; noktalı virgül ve nokta ise (;.) reşin üst üste konmasıyla oluşur.