GÖRÜNTÜLÜ

İnfazı yedi kez ertelendi: 21 aydır hukuksuz bir şekilde tutuluyor

Bolu F Tipi Cezaevi’nde 30 yıldır tutsak olan Halil Dağ, infazını tamamlamasına rağmen tahliyesi yedi kez ertelendi. 21 aydır hukuksuz bir şekilde hapishanede tutulan Dağ'ın avukatı İpek Sarıca, "Kaldığı koğuş bahane edilerek bu keyfi kararlar veriliyor.

Kürdistan ve Türkiye hapishanelerinde, tutsaklara yönelik keyfi uygulamalar ve hukuk dışı tahliye ertelemeleri devam ediyor. Hapishanelerde 103 bin 179 kişi, kapasitenin üstünde tutuluyor.

Normalde infazın dörtte üçü tamamlandıktan sonra tahliye edilmeleri gerekirken, 2020'de çıkarılan infaz yasasıyla kurulan İdare ve Gözlem Kurulları, tutsakları üç aylık, altı aylık ve yılık değerlendirmelere tabi tutuyor.

Bu hukuksuzluğun yoğun olarak yaşandığı yerlerin başında ise Bolu F Tipi Cezaevi geliyor. Geçtiğimiz ay Bolu F Tipi Cezaevi’nde, 35 tutsağın tahliyesi, İdare ve Gözlem Kurulu tarafından “iyi halli” olmadıkları iddiasıyla ertelendi.

35 tutsağın 33'ü otuz yıldır hapiste olan isimlerden oluşuyor. Tutsakların tahliyesi ise tamamen keyfi ve "düşük puan" gerekçesiyle erteleniyor.

Bu tutsaklardan biri de tahliyesi yedi kez ertelenen Halil Dağ. 90'lı yıllarda verilen müebbet hapis cezasının ardından birçok hapishanede kalan Halil Dağ, son olarak Bolu F Tipi Cezaevi’ne sevk edildi.

30 yılını doldurmasına rağmen 21 aydır hukuksuz bir şekilde hapiste tutulan ve tahliyesi yedi kez ertelenen Halil Dağ, kronik hastalıklarla da mücadele ediyor. Sağlıklı tedaviye erişim imkanının olmadığı cezaevinde tahliyelerin ertelenmesi, tutsakların hayatını riske atıyor. Tutsaklar, yaşanan bu hukuksuzluğun herkes tarafından bilinmesi çağrısında bulunuyor.

Halil Dağ'ın avukatı İpek Sarıca hem Halil Dağ'ın son durumuna hem de Bolu Hapishanesine dair aktarımlarda bulundu.

Hapishanede insan haklarının açık bir şekilde ihlal edildiğini belirten İpek Sarıca, tutsakların hem hastanede hem de hapishanede ağır ihlallere maruz bırakıldığını anlattı.

‘KARARLARIN HEPSİ KEYFİ’

Bolu Hapishanesinde infaz erteleme sürecinde yalnızca üç kişinin tahliye edildiğini, aynı durumda olan birçok tutuklunun ise tahliye edilmediğini vurgulayan İpek Sarıca, kararların tamamen keyfi verildiğini belirtti.

İtiraz dilekçelerinin çoğu zaman kısmen işleme alındığını, dönem değerlendirme kararlarıyla verilen üç aylık uzatmaların ise karar kesinleşmeden dördüncü aya sarktığını söyledi.

'ETKİN PİŞMANLIK DAYATILIYOR'

Halil Dağ’ın tahliye edilmemesine gerekçe olarak ‘sosyal ilişkilerinin az olması’, ‘aktif öğrenci olmaması’, ‘etkinlik talebinin bulunmaması’ ve ‘geçmiş disiplin cezaları’ gibi sebeplerin gösterildiğini; hatta gündüz koğuş ışığının açık unutulmasının bile bahane yapıldığını aktaran İpek Sarıca, en absürt gerekçenin ise “2017’den beri örgüt mensuplarıyla aynı koğuşta kalması” olduğunu ifade etti.

“Yerleştirme idarenin yetkisinde, bu nasıl gerekçe olabilir?” diyen İpek Sarıca, ayrıca etkin pişmanlık dayatmasının yapıldığını belirtti.

'30 YILINI TAMAMLAMASINA RAĞMEN TAHLİYE EDİLMİYOR’

İpek Sarıca, “Halil Dağ 30 yılını tamamladı, üzerine 21 ay geçti. Hâlâ tahliye edilmiyor. Her üç ayda bir aynı keyfi gerekçelerle süreç uzatılıyor. Bu durum hem hukuki güvencelerin hem de insan haklarının açık ihlalidir. Bağımsız ve tarafsız bir infaz kanunu düzenlemesinin acilen hayata geçirilmesi gerekiyor" dedi.

'İLAÇLAR VERİLMİYOR, ÇİFT KELEPÇE TAKILIYOR’

Bolu F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Halil Dağ’ın koğuşunda, ağır hastalığı bulunan bir başka tutsak da bulunuyor. İpek Sarıca, cezaevinde hasta tutsakların sağlık hakkına erişiminde ciddi engeller yaşandığını belirterek hem sağlık hizmetlerindeki aksaklıkları hem de infaz erteleme sürecindeki hukuksuzlukları aktardı.

İpek Sarıca, hasta tutsakların hastaneye sevklerinin başvurulardan aylar sonra gerçekleştiğini, sevk sırasında çift kelepçe uygulandığını ve özellikle yaz aylarında ring araçlarında uzun süre sıcakta bekletildiklerini ifade etti.

“Doktorlar tarafından yazılan ilaçlar zamanında verilmiyor, bazen aylar sonra veriliyor, bazen de hiç verilmiyor” diyen İpek Sarıca, sevk kağıtlarında tutuklunun hangi suçtan içeride olduğunun yazıldığını, bu bilginin bazı hekimler tarafından ayrımcı bir şekilde kullanıldığına dikkat çekti.

'İNFAZ ERTELEME KARARLARI, SAĞLIK HAKKINA ERİŞİMİ ENGELLİYOR’

“Bir müvekkil, kan alımı sırasında bileğindeki kelepçenin çıkarılmasını istiyor. Kolluk kuvveti buna onay vermesine rağmen sağlık personeli ‘Çıkarmayın’ dedi. Ne yazık ki, bu tür olaylar çok yaşanıyor” diyen İpek Sarıca, infaz erteleme kararlarının sağlık hakkına erişimi de engellediğini, bu nedenle hastalıkların ilerlediğini söyledi.

Avukat İpek Sarıca, Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Komitesi’nin 2024 yılında Türkiye hakkında yayımladığı rapora da değinerek, “Raporda, İnfaz İdare Gözlem Kurullarının bağımsız ve tarafsız olmadığı, cezaevlerinin amacından saparak cezalandırma evine dönüştüğü açıkça ifade ediliyor” dedi.