Amed’de yerelden toplumsal yaşam yeniden inşa ediliyor

Barış ve Demokratik Toplum Sürecinde halkla yerelden yeni bir inşa sürecini başlatan Amed belediyeleri, toplumsal tahribatı onarmak ve kalıcı barışı yerelden inşa etmek amacıyla yeniden yapılanıyor.

AMED'DE YENİ SÜREÇ

Amed, yıllarca süren çatışmalı süreçlerden sonra yeniden toparlanma çabası içinde. 2013-2015 çözüm sürecinin kanlı bir şiddet sarmalına dönüşmesi, halkta derin bir güvensizlik yarattı. Belediyelerin gasp edilmesiyle birlikte yerel yönetimlerin halkla bağı zayıfladı, sosyal ve kültürel etkinlikler ise neredeyse durdu ve toplumsal güven ciddi biçimde sarsıldı.

Önder Apo’nun çağrısıyla başlayan “Barış ve Demokratik Toplum” süreci, sadece çatışmaları sona erdirmekle kalmadı; halkın günlük yaşamında güveni, katılımı ve toplumsal dayanışmayı yeniden tesis eden bir sürece dönüştü.

Bu sürecin günlük yaşama yansımasını ve gasp sonrası belediyelerin toparlanma çabalarını, Kürt sorununun çözümünde yerel yönetimlerin önemini, Amed Büyükşehir Belediye Meclis üyeleri Ahmet Aslan ve Emin Ay ile konuştuk.

Ahmet Aslan, 2013-2015 çözüm sürecinin kanlı bir çatışmaya dönüşmesinin ardından halkın yerelde iradesinin gasp edildiğine ve irade gaspının günlük yaşamı etkileyen sonuçlar doğurduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Bu süreç toplumda derin bir güvensizlik bıraktı. Diyarbakır’da halkla bütünleşmiş bir yerel yönetim dönemi vardı. Bu anlayış çerçevesinde, yerel yönetimlerin karar süreçlerinde her zaman halk vardı. Sosyal ve ekonomik projelerle halkın günlük yaşamına dokunan ve etkileyen bir yerel yönetim anlayışı oturmuştu.

Ancak merkezden artan baskılar, halkın doğrudan katılımını engellemeye çalışsa da, bu oturmuş bir kültür ve siyaset olduğu için pek sonuç alınamıyordu. Bütün engellere rağmen bu halkçı belediyecilik anlayışı işliyordu. Kayyum atamaları ardından yerel yönetimler ve halk arasında bir kopukluk oluştu. Halkın iradesi yok sayıldı ve yerel yönetimler direkt atamalarla merkeze bağlandı. Sadece temel hizmetler sağlamakla sınırlı bir yerel yönetim bırakıldı.” 

‘Demokratik Toplum ve Barış’ sürecinin toplumda umut ve heyecan yarattığını da belirten Aslan, özelikle Amed’de halkın bu süreci çok önemsediğini ve Kürt sorununun çözümünün günlük tartışmaların odak noktası haline geldiğini ifade etti.

Özelikle sürecin, Kürtlerin toplumsal haklarına kavuşması temelinde tartışılmasının önemli olduğunu aktaran Aslan, “Süreç, Kürt halkının, hak, hukuk ve kimlik eksenli tartışmalarıyla ön plana çıkıyor. Barış sürecini de halkımız bu anlamda sahiplenmiştir. Burada yerel yönetimlerin de rolünün önemi öne çıkıyor. Bu sürecin başarılı olması ve kalıcılaşması için yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılması gerekiyor. Eğitim, sağlık ve diğer temel hizmetlerin yerelde planlanıp yürütülmesi gerekiyor. Halk kendi iradesini hissettikçe toplumsal kutuplaşma da çatışma riskleri de azalır. Yerel yönetimlerin rolü artırılırsa, yerelden gelişen barış yaşamın her alanında hissedilen bir süreç olur” diye belirtti.

Kayyumla yönetilen belediyelerin yerel yönetim anlayışını doğrudan etkilediğini ve bu tahribatların düzelmesinin aynı zamanda yeni bir inşa süreciyle paralel yürütüldüğünü kaydeden Ahmet Aslan, “Kayyumlar, halkı kültürel değerlerinden, yaşam alışkanlıklarından uzaklaştırmaya yönelik bir hizmet politikasını esas aldı. Sadece kaba alt yapı hizmetleriyle göz boyaması yapıp, devasa borçlar bıraktılar. Halk, anadil eğitiminden kültürel aktivitelere, gençlere yönelik sosyal projelere kadar birçok hizmetten mahrum bırakıldı. Bu kopukluk, toplumsal güvenin azalmasına, özellikle gençlerin sosyal ve kültürel boşluklara yönelmesine neden oldu” dedi.

Emin Ay ise, Amed’de yerelden toplumsal yaşamın yeniden inşa çalışmalarının başladığını belirterek şunları söyledi:  “Barış sürecinde biz, halkımızla yerelden yeni bir inşa sürecini yaşıyoruz. Belediyelerin elbette burada rolü büyük olacak. Geçmişte irade gaspıyla halk, hizmetlerden, sosyal projelerden ve kültürel faaliyetlerden uzak kaldı. Gençler alanlardan koptu, toplumsal tahribat arttı.

Diyarbakır’da insanlar artık sadece yol ve inşaat değil; kültür, sanat, spor, gençlik projeleri, kadın-yaşlı hizmetleri, eğitim ve istihdam gibi alanlarda hizmet bekliyor. Bu ihtiyaçları halkımızla birlikte belirliyoruz. Belediyeler, sadece alt yapı değil; uyuşturucu, mafyalaşma ve fuhuşla mücadele ederek, kültürel ve sosyal alanları güçlendirerek halkla bütünleşmiş olur. Şu an bu yaraları sarıyoruz; gençlere, kadınlara ve engellilere yönelik projelerle, sosyal dayanışma projeleriyle tekrar belediyeleri özüne döndürüyoruz.” 

‘AMACIMIZ, HALKÇI BELEDİYECİLİĞİ TEKRAR RAYINA OTURTMAK’

DEM Parti olarak, kayyumların bıraktığı fiziki ve toplumsal tahribatı üç temelde onarmak için yoğun çalışmalar yürütüldüğünü vurgulayan Emin Ay, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:

“Belediyeler, STK’lar, meslek odaları ve halkla iş birliği içinde projeler geliştiriyor. Amacımız, halkçı belediyeciliği tekrar rayına oturtmak ve Diyarbakır’ı kendi özüne döndürmektir. Bu, aynı zamanda barış sürecinin kalıcılaşması, güvenin gelişmesi ve dayanışmanın artması anlamına da geliyor.

Özelikle kayyum dönemi, kültürel ve sanatsal etkinlikler durduruldu. Gençler bu aktivitelerden koptu, uyuşturucu ve sokak riskleriyle karşılaştı. Şimdi belediyelerimiz, yeni projelerle bu boşluğu dolduruyor. Kültürel ve sosyal adımlarla, tüm kesimleri kapsayacak hizmetlerle herkesi kapsayacak bir süreç yaşanıyor.”