‘Demokratik siyaset kanallarının açılması için komisyonun atacağı çok adım var’

DEM Parti Komisyon Üyesi Meral Danış Beştaş, “Bu komisyonun kapsamı sadece silah bırakma ya da eve dönüş meselesi değil” derken Türkiye'nin topyekûn demokratikleşmesi için atılacak adımları da kapsadığını vurguladı.

Salı günü mecliste ilk toplantısını yapan ve adı “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” olarak değiştirilen meclis komisyonu, ikinci toplantısını da 8 Ağustos Cuma günü yapacak. PKK’nin feshi ve silahlı mücadeleyi sonlandırma kararı sonrasında yürütülecek süreçle ilgili gerekli yasal düzenlemelerin yapılması üzerine oluşturulan komisyonun ilk toplantısında, isim değişikliğinin yanı 12 maddelik çalışma usul ve esasları da oybirliğiyle kabul edildi. Komisyon kararlarının 5’te 3 çoğunlukla alınması maddesi de kabul edilen maddeler arasındaydı.

Komisyonun DEM Parti üyelerinden HDK Eş Sözcüsü ve DEM Parti Erzirom Milletvekili Meral Danış Beştaş, ilk toplantısı sonrası sorularımızı yanıtladı.

5'TE 3 ÇOĞUNLUĞUN KABUL EDİLMESİ ÖNEMLİ

Meral Danış Beştaş, ilk toplantıda belli oranda bir uzlaşma çıktığını söylerken özellikle komisyon kararları için 5'te 3 çoğunluğun kabul edilmesinin önemli olduğuna vurgu yaptı. Ayrıca komisyon çalışmaları ilerledikçe toplumda da güven sağlanacağının altını çizen Meral Danış Beştaş, şunları dile getirdi “İlk defa Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Kürt meselesinin çözümü, demokratikleşme, hukuk, insan hakları noktasında bu kadar geniş katılımlı, özenli ilk komisyon kuruldu ve bu hakikaten önemli bir mesele. Meclisin bu konuda sorumluluk alması, meclis başkanlığının buna başkanlık etmesi önemliydi. Oraya gelenlerin önemli bir bölümü komisyonun önemini kavramış görünüyordu. Normal genel kurul çalışmaları, meclis çalışmalarına göre daha bir olgun, daha sakin, konuşmalar yapıldı. O sorumluluğun bilincinde olunması itibarıyla memnuniyet vericiydi. Ezici çoğunluğun böyle olduğunu gözlemledik.

Bu komisyondan, partilerin asgari müştereklerde buluşarak azami düzeyde uzlaşı ve ortaklaşma sağlaması bekleniyor. O nedenle kabul edilen yönerge hiçbir partinin “tam olarak istediği” gibi olmadı. Sonuçta farklı önerilerle, isminden, çalışma yöntemine kadar farklı öneriler sunuldu, eleştiriler yapıldı. Biz de yaptık epeyce. Son hali bir anlamda üzerinde “ortaklaşılan” bir mesele oldu. Bu komisyonun ilk günü açısından önemliydi tabii. Oy birliğiyle en azından bunun kabul edilmesi. Örneğin komisyon kararları için 5'te 3 çoğunluk kabul edildi. Zaten biz de net bir çoğunluk arzu ediyorduk. Komisyon temel meselelerde ortak bir şekilde karar verecek ve 5'te 3 çoğunluk hiç de az bir çoğunluk değil. Anayasayı değiştirme çoğunluğu kadar mesela. Ve en önemlisi bu komisyon Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yüzde 90'ını temsil ediyor aşağı yukarı ve bu temsiliyet önemlidir, değerlidir.

Bazı kesimler buna dair çok spekülasyon yapıyor, tartışmalar yürütüyor; bunun farkındayız. Bu komisyonun çalışmasının engellemek isteyen, Kürt sorununun çözümünden yana olmayan, karşıt duran ve adeta çözümsüzlüğü destekleyen, savaşın ve antidemokratik uygulamaların devamını isteyen, Kürtlerin eşit yurttaş olarak kabul edilmesini istemeyen kesimler olduğunu da biliyoruz. Bunlar az olmalarına rağmen sesleri çok çıkıyor gibi görünüyor. Bu elbette kamuoyu algısı açısından böyle. Ama ben inanıyorum ki bu komisyonun çalışmaları ilerledikçe toplumda da bir güven oluşacaktır.”

BU MESELEDEKİ ROLÜMÜZÜN DE FARKINDAYIZ

Bu sürecin sadece Kürtleri değil herkesi ilgilendirdiğini de ifade eden Meral Danış Beştaş, komisyonun bir anda tüm sorunu ortadan kaldırmasa da, bunda ön açıcı bir misyona sahip olacağını da ifade etti.

10 yıllardır demokratikleşmeyi ve barışı savunan bir parti olarak bu meseledeki rollerinin de farkında olduklarını ifade eden Meral Danış Beştaş, konuşmasına şöyle devam etti: “Biz bu komisyonun Kürt meselesini tamamen çözeceğini, bir anda bu bütün sorunların biteceğini tabii ki düşünmüyoruz, böyle bir yük de yüklemiyoruz. Ama Kürt meselesinin çözümünde, demokratik toplumun inşasında ön açıcı, kurucu, inşa etmede rol alan; bu konudaki tarihsel haksızlık ve adaletsizlikleri gören ve en azından bunu tamamen olmasa da tartışan ve o ezberlerle yüzleşmeyi sağlayacak olan bir zemin açmada katkısı olması gerektiği kanaatindeyiz. Çalışmalarımızı bu yönde sürdüreceğiz. Bu komisyonun kapsamı sadece silah bırakma ya da eve dönüş meselesi değil. Türkiye'nin topyekûn demokratikleşmesi anlamında, eşitlik hukukunun inşa edilmesi noktasında demokratik siyaset kanallarının açılması için atacağı çok adım var.

Bu komisyon aralık ayı sonuna kadar çalışacak ilk olarak. Sonra iki aylık uzatmalar olabilir. Hatırlarsanız komisyon ilk başta iki ay çalışacak diye açıklamalar vardı. Bunun yeterli olmadığını hepimiz biliyoruz. Neticede buluşmalar, ziyaretler, bu konuda dinlenmesi gerekenler, oluşturulacak, hazırlanacak taslaklar, mecliste sunulmak üzere birçok mesele var. Tabii ki bu meselenin muhatabı da Sayın Abdullah Öcalan. Ve onun fiziki koşulları da buna dahil. Zaten kendisinin çağrılarının sonuçlarını yaşıyoruz hepimiz. 11 Temmuz'daki silah imha merasiminden tutalım, PKK’nin fesih kongresine kadar tarihsel bir dönemeçteyiz esas itibarıyla ve bunun temel mimarı da Sayın Öcalan. O yüzden tabii ki önümüzdeki günlerde “umut hakkı” yine gündeme gelecektir.

Genel olarak, elbette komisyon barış ve demokratik toplum sürecinin toplumsallaşmasına katkı yapmalı. Var olan olumsuz algıları, özellikle de yaratılan algıları değiştirme noktasında rol oynamalı. Bununla ilgili Türkiye'de yaşayan bütün yurttaşların eşit, özgür ve birlikte yaşamını savunuyoruz. Kürt halkı tabii ki bu antidemokratik politikalardan en büyük zararı gören ve büyük bedeller ödeyen bir halk ama bu sadece Kürtleri ilgilendiren bir mesele değil, yanlış yorumlanıyor. Bu, Türkiye'de 86 milyon yurttaşın her birinin yaşamına etki edecek bir süreç. Biz meseleye bu ciddiyetle yaklaşıyoruz, bu samimiyetle yaklaşıyoruz ve tabii ki kararlılıkla da yaklaşıyoruz. Bu meseledeki rolümüzün de farkındayız. Çünkü biz on yıllardır siyasettin demokratikleşmesini savunan, bunun için öneriler yapan, yasa önerileri getiren, bunun siyaset anlamında tartışmasını yürüten ve bu konuda aynı zamanda en büyük bedelleri ödeyen parti konumundayız aynı gelenekten gelen partiler olarak. Bu sürecin başarıya ulaşması için üzerimize düşeni yapmak konusunda kararlıyız.”