Geleceğe dair inancı büyüten bir çınar: Jêhat Bagok

Şehitler toprağa düşüp kaybolmazlar; her biri birer çınara dönüşür. Rüzgarın uğultusunda, dağların doruğunda, çocukların kahkahasında yeniden hayat bulurlar. Jêhat Bagok da işte böyle bir kök oldu. Özgürlük toprağında, geleceğe inancı büyüten bir çınar...

JEHAT BAGOK

Bir halk vardır; yüzyıllardır kimliği inkar edilmiş, dili yasaklanmış, varlığı görmezden gelinmiş, kendi topraklarına yabancılaştırılmak istenmiş, sesi kısılmış, kültürü yok edilmek istenmiştir. Ama bu halk her defasında ayağa kalkmayı bilmiş, zulmün karşısına direnişle çıkmış, en karanlık dönemlerde bile umudu yüreğinde taşımıştır. Çünkü Kürt halkı için özgürlük yalnızca bir siyasal hedef değil, varoluşun, kimliğin, onurun ve geleceğin adıdır.

Her halk gibi Kürt halkının da destanlarını yazan, yoluna ışık tutan öncüleri olmuştur. En güzel, en cesur öncülerini Önder Apo’nun yarattığı direnen halk gerçekliği ile yaratan bu mücadele, sadece silahların gölgesinde değil; halkın iradesinde, gençlerin cesaretinde, kadınların direnişinde büyümüştür. Ve her bir şehit, bu yolculuğun sarsılmaz bir durağı, bir işareti, bir mirası olmuştur.

İşte bu mirasın en onurlu isimlerinden biri de Jêhat Bagok oldu.

ADI GİBİ BİR YAŞAM

Jêhat… Kürtçede gayretli, çalışkan, azimli demek.  İsminde mücadelenin özü saklıydı. Çünkü o, hayatının her anında ismini anlamıyla yaşattı. Yorulsa da geri durmadı, zorluklarla karşılaşsa da pes etmedi. Halkının yolunda, geleceğin özgür günleri için inançla ve kararlılıkla yürüdü.

Bagok… Mêrdîn’de direnişiyle tarihe kazınan, halkın belleğinde bir efsane haline gelen dağın adı. İşte Jêhat, bu dağın adını taşıyarak bir sembole dönüştü. Dağlar gibi dimdik, Bagok gibi sessiz ama kudretli, Bagok gibi geçilmez oldu.

Onun hayatı, yalnızca bireysel bir yolculuk değildi; her adımı halkının özgürlük mücadelesine adanmıştı. Onu tanıyan herkes, gözlerindeki inadı, bakışlarındaki umudu, yüreğindeki bağlılığı görürdü.

Elimizdeki fotoğraflara bakıyoruz…

Bir mağara duvarının soğuk taşları arasında oturmuş, yüzünde sıcacık bir tebessüm var. O mağaralar ki ilmek ilmek örüldü ellerle. Derinliğe ulaşmak için vurulan her çekiç darbesiyle, halkının mücadelesini daha da yücelten o mağaralar…

Yorgunluğun ardından gelen o gülüş, aslında bir halkın yarasına sürülen umuttu. Çünkü Jêhat bilirdi: En zor koşullarda bile gülümsemek, karanlığa meydan okumaktı.

Başka bir karede, yıpranmış kitapların başında görüyoruz onu. Sayfalara dokunan ellerinde özgürlüğe uzanan bir arayış gizli. Onun için mücadele yalnızca dağlarda verilen silahlı bir direniş değildi; aynı zamanda bilgiyle, bilinçle, fikirle büyütülmesi gereken bir yoldu. Çünkü halkının kurtuluşunun yalnızca fedakârlıkla değil, aynı zamanda bilinçle mümkün olacağını çok iyi biliyordu.

Kürt halkının özgürlük mücadelesi, kuşaklar boyu süren bir yolculuktur. Bu yolculuk bedellerle, fedakarlıklarla, şehitlerle yazılmıştır. Ve bu yolculuğun her bir adı, tarihe kazınmış bir destandır. Halkının kimliği için, onuru için, özgürlüğü için verilen mücadele, yalnızca siyasi değil, aynı zamanda kültürel ve insani bir direniştir.

Jêhat Bagok, bu yolculuğun en parlak izlerinden biridir. O, yalnızca bir kişi olarak değil, bir halkın umudunun ve kararlılığının temsilcisi olarak yaşadı. Şehit düştüğünde de ardında sadece bir isim bırakmadı. Onun adı artık direnişin sembolü, azmin ifadesi, halkının kalbine kazınmış bir mirastır.

Şehitler toprağa düşüp kaybolmazlar; onlar, halklarının yüreğinde kök salar. Her biri birer çınara dönüşür. Rüzgarın uğultusunda, dağların doruğunda, çocukların kahkahasında yeniden hayat bulurlar. Jêhat Bagok da işte böylesi bir kök oldu; halkının özgürlük toprağında, geleceğe dair inancı büyüten bir çınar.

Onun ardından geriye kalan yalnızca bir fotoğraf değil; bir ideal, bir kararlılık ve bir inancı temsil eden bir ömür var. Her gülüşünde, her bakışında, halkına duyduğu sevgiyi görmek mümkündür. Ve bu sevgi, her şeyin üzerinde, en büyük güçtü.

Onun adı, bir halkın hafızasında, bir direniş destanının satırlarında, bir özgürlük hayalinin kalbinde yaşamaya devam ediyor. Çünkü o, bir fikrin, bir halkın ve bir direnişin sembolüydü.

SON SÖZ

Bizler biliyoruz ki

Jêhat Bagok ölümsüzdür.

O, dağların doruğunda yankılanan rüzgârda,

halkının yüreğinde atan inançta,

özgürlüğün yolunda yürüyen her adımda yaşamaya devam ediyor.

Onun anısı, bizlere yüklenmiş bir sorumluluk,

bizlere bırakılmış bir vasiyet,

bizlere ışık tutan bir meşaledir.

Jêhat Bagok, yalnızca bir isim değil;

bir halkın direniş tarihinde ölümsüzleşmiş bir destandır.