Kaya: Kürtler ön açıcı olmalı ve taleplerini gündemde tutmalıdır

PİA Genel Başkanı Ahmet Kaya, Kürt halkının dil ve kültürel taleplerini siyasal mücadele ile toplumsal baskıyla sürekli gündemde tutması gerektiğini vurguladı.

AHMET KAYA

İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA) Genel Başkanı Ahmet Kaya, “Barış ve Demokratik Toplum” sürecini ANF’ye değerlendirerek, bugünkü sürecin geçmiş çözüm sürecinden farklı olarak dış dinamiklerin etkisiyle başladığını, ancak sürecin daha çok Ankara merkezli yürütüldüğünü ve şeffaf olmadığını; bunun da yaratacağı olası olumsuz sonuçları konusunda uyarılarda bulundu. 

Ahmet Kaya, bugünkü süreç ile 2013-2015 yıllarındaki çözüm süreci arasında iki temel fark bulunduğunu söyledi. Bu farkların sürecin itici gücünü oluşturduğunu dile getiren Kaya, “Önceki süreç, daha çok iç dinamiklerin ve görece demokratik bir atmosferin etkisiyle gelişti. Bugün ise dış konjonktürün etkisi çok daha belirgin. 15 Temmuz sonrası devletin ‘beka sorunu’ söylemi ve güvenlik kaygıları bu sürecin asıl itici gücü haline gelmiştir” dedi.  

‘SÜREÇ BÜROKRATİKLEŞTİ’

İkinci farkın şeffaflık olduğunu kaydeden Kaya, geçmişte akil insanlar heyeti, halk toplantıları ve açık tartışmalarla toplumun sürece dahil edildiğini hatırlatarak, bugün ise sürecin daha kapalı, bürokratik ve Ankara merkezli ilerlediğine dikkat çekti.

Kaya, “Halkın bilgilendirilmesi sınırlı; sadece DEM Parti’nin kendi tabanında yaptığı halkı toplantılarını dışarıda bırakırsak, komisyonun çalışmalarına baktığımızda dar bir çerçeveye sıkışmış durumda” diye konuştu.

‘ÖCALAN’IN ROLÜ DAHA ÖNEMLİ HALE GELMİŞTİR’

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın bu dönemdeki rolü üzerine de değerlendirmelerde bulunan Kaya, “Abdullah Öcalan hem silahlı mücadelenin sonlandırılmasında belirleyici hem de Kürt siyasetinin ve tabanının büyük çoğunluğunun sözünü birleştirdiği bir aktör. Bu nedenle sürece aktif katılımı zaruri bir ihtiyaçtır” diye vurguladı.

Önder Apo’nun sürecin ilerlemesini kendi şahsi özgürlüğünden daha önemli gördüğüne atıfta bulunan Kaya, “Abdullah Öcalan, temel ilkeler üzerinden sürecin sağlıklı yürütülmesini kendi özgürlüğünden öncelemektedir. Ancak iletişim ve temas koşullarının etkin olması kaçınılmazdır. Bu hem Kürt tarafının talebi hem de sürece etkin katkı sağlaması açısından kaçınılmazdır” dedi. 

Kaya, Önder Apo’nun umut hakkından faydalandırılmasının ve hukuki koşullarının iyileştirilmesinin süreç açısından önemli olduğunun altını çizdi. 

‘CEZAEVİ MAĞDURİYETLERİ GİDERİLMELİ’ 

Kaya, sürecin sağlıklı ilerlemesi için ilk adımın cezaevindeki mağduriyetlerin giderilmesi olduğunu belirtti. Yıllardır infazları yakılan, hasta olan veya adil yargılanma hakları ihlal edilen tutukluların durumunun çözülmesi gerektiğini söyleyen Kaya, “Silah bırakacak ya da silah bırakmış olan kişilerin durumu hukuki olarak belirlenmeli. Bunun yasal ve anayasal olarak bir güvenceye kavuşturulması gerekiyor” diye ekledi.

‘KÜRTLER ÖN AÇICI OLMALI’ 

Kürtlerin sürece nasıl müdahil olması gerektiğine ilişkin de değerlendirmede bulunan Kaya, “Kürt siyaseti tıkayıcı değil, ön açıcı olmalıdır. Talepler, sabırla, planlı ve uzun vadeye yayılan bir yol haritasıyla gündemde tutulmalıdır” dedi.

Ana dilde eğitim ve Kürtçenin ikinci resmi dil olması gibi taleplerin kısa vadede hayata geçirilmesinin zor olduğunu belirten Kaya, buna rağmen bu taleplerin siyasal mücadele ve toplumsal baskıyla sürekli gündemde tutulması gerektiğini ifade etti. 

‘ROJAVA KONUSUNDA DİKKATLİ OLUNMALI’

Suriye ve Rojava meselesine de değinen Ahmet Kaya, Türkiye’nin tek başına belirleyici olmadığını ve uluslararası güçlerin onayı olmadan kapsamlı bir müdahalede bulunamayacağını vurgulayarak şu uyarıda bulundu:

“Kürtlerin diplomatik ilişkilerini özellikle Avrupa ve ABD ile güçlendirmesi gerekir. Türkiye’nin iç kamuoyuna dönük söylemlerine kapılmak yerine, uluslararası zeminde güçlü ilişkiler kurulmalıdır.”