Federe Kürdistan Bölgesi’nin Süleymaniye kentinde 4 Ekim 2022’de silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren Jineoloji Araştırma Merkezi ve Jineoloji Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Gazeteci Nagihan Akarsel, gazetecilikten jineoloji çalışmalarına, kadın hakikat mücadelesinde bütün kadınlara ilham oldu. Katledilişinin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen, saldırıya dair yargılanan ya da ceza alan olmadı.
Nagihan Akarsel, Jineoloji çalışmaları içerisinde kadın hakikatinin peşine düşen bir isim olarak, yazıları, şiirleri ve romanlarıyla kadın özgürlük mücadelesine ışık tutmaya devam ediyor.
Jineoloji Dergisi yazarı Figen Aras, Nagihan’ın mücadelesini ve bıraktığı etkiyi şöyle anlattı: "Şiirlerinden ve romanlarından da aynı hakikat arayışını hissedebiliyorduk. Yazılarından belli oluyordu ki gününün 24 saatini kadın özgürlük mücadelesinin derdiyle geçiriyordu. Bu çok kıymetliydi. Nagihan hem günceli okuyan, günceli sorgulayan hem de tarihi okuyan, tarih ile güncel arasındaki bağı kurmak için felsefi ve bilimsel yorumlara ihtiyaç duyan bir arkadaştı. Vahşice katledildi.”Figen Aras, Nagihan’ın katledilmesinin arkasındaki erkek egemen zihniyetin, kadınlara duyduğu düşmanlığı ortaya koyduğunu belirtti: “Erkek egemen zihniyet, düşünen, sorgulayan, kendi hakikatini ve kendi adını arayan kadınlara karşı büyük bir düşmanlık sergiliyor. Çünkü Nagihan’ın bir enerjisi vardı. Bu enerji, onu okuyan ve takip eden diğer kadınlarda büyük etki yaratıyordu. Çok yaratıcı ve çok umut veren bir enerjiydi.”
'HEPİMİZE İLHAM OLUYORDU'
Nagihan’ın yazılarının kadınların kendi özgür kimliklerini hatırlamasını sağladığına dikkat çeken Figen Aras, şunları söyledi: "Nagihan’ı okuyanlar, kendi içlerindeki özgür kadın kimliğini ve arayışlarını görebiliyordu. Çok samimi bir dili, umut veren bir kalemi vardı. Onun yarattığı değerler, Jineoloji çalışmalarında hepimize büyük ilham oluyordu. Fakat şehadeti bizlerde önce çok büyük bir öfkeye yol açtı. Bu öfkeyi örgütlemek, yazıya, söze dökmek, ‘Jin Jiyan Azadî’ felsefesiyle yaşamsal kılmak çok kıymetliydi.”
"Nagihan’ın hayatı, özgürlük ve toplumsallıkla doğayı birleştiren bir çizgideydi" diyen Figen Aras, “Hiçbir yazısı doğasız ve toplumsuz, etik olmadan, estetik olmadan geçmiyordu. Ruhunun ve yüreğinin güzelliği kalemine, kaleminin samimiyetine dökülüyordu. Büyük bir kayıp, kadın tarihi açısından da büyük bir kayıp. Ancak böyle üreten kalemler, böyle üreten arkadaşlar asla ölmüyorlar. Onların şehadetleri geride kalanlar için mücadeleyi daha çok sahiplenme mirasına dönüşüyor” diye belirtti.
'SÜREKLİ ÜRETEN VE SORGULAYAN BİRİYDİ'
Nagihan’ın en büyük hayali ve çabalarından birinin Süleymaniye’de bir kadın kütüphanesi kurmak olduğunu belirten Figen Aras, katliamdan sonra bu hayalin gerçeğe dönüştüğüne ve binlerce kadının o kütüphaneden verim aldığına yer verdi. Aras konuşmasının devamında şunları dile getirdi: "Nagihan sürekli emek veren, sürekli üreten, sürekli sorgulayan, sürekli itiraz eden bir insandı. Ama bununla yetinmeyip ‘Alternatif yaşam nasıl olmalı? Yaşamın güzelliği dediğimiz şey nasıl gerçekleşebilir?’ sorularını da soruyordu. Bu iddiasını bedeniyle, iradesiyle, ruhuyla, zamanını vererek ve bulunduğu mekânı da özgürleştirerek ortaya koyuyordu.”
'ÖZGÜR KADIN KİMLİĞİNİ HEDEF ALDILAR'
Kadınların hedef alınması ve sistematik saldırılar hakkında konuşan Figen Aras şunları söyledi: “Sistem, devlet ya da hangi yapılanma olursa olsun, öncü kadın kimliğinden büyük bir korku duyuyor. Çünkü öncü kadınların yarattığı güven, verdiği söz, ortaya koyduğu emek bütün kadınlara ilham veriyor.
Bu ilhamın önünü kesmek, kalan kadınları korkutmak, sindirmek, mücadeleden koparmak için saldırılar yapılıyor. Nagihan’ı öldürmenin başka hiçbir gerekçesi olamaz.”
'ONUNLA BERABER JİNEOLOJİYE İLGİ ARTTI'
Figen Aras, Nagihan’ın şehadetinin ardından kadınların özgürlük ve Jineoloji çalışmalarına ilgisinin daha da arttığına dikkat çekerek, “Nagihan’ın katledilmesinden sonra, onu sahiplenme duygusuyla birlikte teknolojiye merak sarma, okuma, sorular sorma ve tanışma isteği çok daha fazlasıyla gelişti.
Nagihan’ın şehadetinin üçüncü yılında biz kadınlar hem Jineoloji’yi okuma, tartışma, tanıtma, kendi bilimimizi, kendi yaşam felsefemizi açığa çıkarma ve özgür yaşam kimliğini ortaya koyma noktasında sözler vermek durumundayız.”
'NAGİHAN BARIŞ GÜNLERİNİN GELMESİ İÇİN MÜCADELE ETTİ'
Figen Aras, son olarak Önder Apo’nun gönderdiği mesajları hatırlatarak sözlerini şöyle tamamladı: “Nagihan’ın bu günleri görmesini isterdik. Ama o zaten bu günlerin gelebilmesi için mücadele etti. Bize düşen görev, demokratik ve barış dolu bir toplum için mücadelemizi sürdürmek ve devam ettirmektir.”