Ermenistan ve Azerbaycan arasında ABD’nin arabuluculuğunda imzalanan ve “Trump Uluslararası Koridoru” olarak adlandırılan 99 yıllık Zengezur Koridoru anlaşması, Trans-Kafkasya bölgesinde yeni bir dönemin kapılarını araladı. Koridorun altyapı hizmetlerinin ABD şirketlerine verilmesiyle Amerika, bölgeye girmeyi hedeflerken; Rusya, İran ve Çin gibi bölgesel aktörler bu gelişmeye farklı tepkiler gösteriyor.
Uluslararası siyaset uzmanı Toros Korkmaz, anlaşmanın hem bölgesel dengeler hem de büyük güçler arasındaki hegemonya mücadelesi açısından kritik bir öneme sahip olduğunu kaydetti.
Korkmaz, ABD’nin Zengezur Koridoru üzerinden bölgeye müdahalesini ve bunun etkilerini değerlendirerek, Amerikan şirketlerinin koridorun altyapı hizmetlerini üstlenmesinin sadece teknik bir adım olmadığını, Kafkasya’da yeni bir hegemonya mücadelesinin güçlü bir işareti olduğunu vurguladı.
Korkmaz, “Amerika, Kafkasya politikasında aktif rol almak istiyor. Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan’ı kapsayan Trans-Kafkasya bölgesi, uzun yıllar Rusya’nın egemenliğindeydi. ABD’nin bu koridorun işletmesini ve altyapısını üstlenmesi, doğrudan Rusya ile hegemonya savaşı başlatması anlamına geliyor. Bu hamle yalnızca bölgeyi değil, Orta Asya’ya uzanan eski Sovyet cumhuriyetlerinde de nüfuz kazanma çabasıdır” dedi.
ERMENİSTAN’DA SİYASİ DALGALANMA RİSKİ
ABD’nin bölgeye girmesiyle birlikte Rusya’nın tepkisinin kaçınılmaz olduğunu belirten Korkmaz, bu durumun Ermenistan iç siyasetine doğrudan yansımasının beklendiğini şöyle ifade etti:
“Paşinyan hükümeti, Batı ile ilişkileri güçlendirmek için bu anlaşmayı imzaladı. Ancak ülkedeki muhalefet, Rusya’yı kızdırmamak gerektiğini savunuyor. Paşinyan’ın Batı’ya yönelmesi, Ermenistan’ı geleneksel müttefikleri Rusya ve İran’dan uzaklaştırıyor.”
Ermenistan’ın Rusya’nın ‘patentli’ bir ülkesi olduğunu hatırlatan Korkmaz, “Paşinyan, geleneksel bağımlılığı kırmaya çalışıyor ancak bu kolay olmayacak. Rusya, Paşinyan yönetimini zayıflatmaya yönelik hamleler yapabilir” uyarısında bulundu.
ÇİN’İN ‘BİR KUŞAK, BİR YOL’ PROJESİNE SET
Korkmaz, Zengezur Koridoru’nun küresel güçler arasındaki rekabette önemli bir düğüm olduğunu vurgulayarak şöyle değerlendirdi:
“ABD, bu koridorla hem Azerbaycan, hem Ermenistan hem de Türkiye’yi kendi yanına çekmeyi amaçlıyor. Bu aynı zamanda Çin’in Bir Kuşak, Bir Yol projesine uzun vadeli bir engel teşkil edecek. Koridorun kontrolü, ABD, Rusya ve Çin arasındaki güç dengesini belirleyecek. ABD’nin bölgeye girmesi Rusya’nın nüfuzunu zayıflatırken, Çin’in bölgedeki etkinliği de zarar görecek. Ancak Rusya ve İran boş durmayacak, karşı hamleler geliştirecek.”
TÜRKİYE İÇİN KARMAŞIK BİR ZAFER
Türkiye açısından koridorun açılması, “Türk dünyası” bağlamında önemli bir kazanım olarak görülüyor. Korkmaz, bu avantajın uzun vadede riskler taşıdığını hatırlatarak şunları söyledi:
“Nahçıvan’la Azerbaycan arasında doğrudan kara bağlantısı olmayan Türkiye, bu koridorla Azerbaycan ve Orta Asya Türki Cumhuriyetlerle karayolu bağlantısı kuracak. Bu, Türk milliyetçileri için büyük bir zafer. Ancak Rusya ve İran’ın tepkisi Türkiye ile bu ülkeler arasındaki ilişkileri zorlayabilir. Kısa vadede kazançlı görünse de, orta vadede jeopolitik gerilimler artabilir.”
UZUN VADEDE BÖLGENİN GELECEĞİ
Korkmaz, Ermenistan’ın ABD’ye koridoru teslim etmediğini, yalnızca altyapı hizmetlerini verdiğini hatırlatarak, “Ermenistan, bölgedeki izolasyondan çıkmak ve Rus hegemonyasını sona erdirmek için Batı’yla yakınlaşmak istiyor. Ancak ABD’nin kalıcı etkisiyle bölgede dengeler tamamen değişebilir. Rusya’nın 100 yılı aşkın süredir süregelen hegemonya döneminin sonuna doğru gidiliyor. Bu, Çin ve İran gibi bölgesel aktörleri de etkileyecek ve onları yeni stratejiler geliştirmeye zorlayacak. Ancak bölgede çatışma riski yüksek. Rusya, Ermenistan ve Azerbaycan’daki etkisini korumak için muhtemelen sert karşı hamleler yapacaktır. Bölgenin istikrarı ve barışı şimdiye kadar hiç olmadığı kadar kırılgan” ifadelerini kullandı.